29 Ekim 2008 Çarşamba
20 Ekim 2008 Pazartesi
pofffff, bi an çok sıkıldım kendimden. Hayırdır inşallah. Tekrardan öğrenci olmak zor mu geldi ne anlamadım ki. Ama yok, insanın öğrenci kimliğinin olması süper bi şey bence.
zihnicell sana fena gıcık kaptım gözüm üzerinde çekirge..
zihnicell sana fena gıcık kaptım gözüm üzerinde çekirge..
16 Ekim 2008 Perşembe
Leydi: zeyneeep, bi çilek desene
Zeynep: çileet
L.: mutfak de
Z.: muftak
Annem: şekspir de
Zeynep: semşir
A.: aragonez de
Z.: domates
Devam Edecek...
Zeynep: çileet
L.: mutfak de
Z.: muftak
Annem: şekspir de
Zeynep: semşir
A.: aragonez de
Z.: domates
Devam Edecek...
15 Ekim 2008 Çarşamba
10 Ekim 2008 Cuma
Daha önce önerdim mi tam hatırlamıyorum, eski yazılara da bakmak hiç içimden gelmiyor şimdi. Defalarca dinlediğim halde, yine defalarca dinlemekten bıkmadığım bir şarkı. (hiç içimden gelmiyor yazmak, bu ne sinir bozucu bir durumdur. Hava durumu spikerlerinin kurduğu tarzda oldu sanki biraz cümleler..
"Defalarca dinlediğim halde, yine defalarca dinlemekten bıkmadığım bir şarkı."
"Kaç defa uyarıyorum lodos var dikkatli olun diye, yine de sobadan zehirlenip ölüyorsunuz!!"
Ben bu Garou amcaya hayran olmuşum sanırım. Hem de Quasimodo haline :) Şekli hoş tabi ki de, hayran kaldığım kısmı sesi. Özellikle Notre Dame de Paris'i baştan sona izlemenizi öneririm. Ses bakımından en ufak bir sorun dahi yaşamıyor, nefes nefese kaldığı halde sesinde hiçbi değişiklik yok tertemiz.. Buarada şimdi farkına vardım, benim önereceğim şarkının sahibi bu amca değil, şimdi direkt bundan bahsedince önereceğim şarkının Garou'ya ait olduğu anlaşılıyor biraz.
Defalarca dinleyip henüz bıkmadığım şarkı The Editors 'e ait. The Racing Rats . Klibi güzel değil gerçi ben pek beğenmedim, şarkıya göre pek bi basit kalmış bence.
Bu yazıyı yazma fikri gece 3.30 - 4 gibi geldi aklıma, hatta uzun uzun yazacaklarımı düşündüm toparladım ama şimdi aklımda hiçbir şey yok. Pek sinir bozucu bir durum bu efendim.. Gidiyorum işte, bayram sonrası kalan çikolata,şeker neyim varsa yiyeyim.
1 Ekim sayısının kapağı güzeldi uykusuzun;
Fırat ; kesin içi yumuşaktan yemiş bilememiş, kırmızısı da var onun çünkü :p
Geçmiş bayramlarınızı da kutlarım, sevgili blog okuyucuları..
"Defalarca dinlediğim halde, yine defalarca dinlemekten bıkmadığım bir şarkı."
"Kaç defa uyarıyorum lodos var dikkatli olun diye, yine de sobadan zehirlenip ölüyorsunuz!!"
Ben bu Garou amcaya hayran olmuşum sanırım. Hem de Quasimodo haline :) Şekli hoş tabi ki de, hayran kaldığım kısmı sesi. Özellikle Notre Dame de Paris'i baştan sona izlemenizi öneririm. Ses bakımından en ufak bir sorun dahi yaşamıyor, nefes nefese kaldığı halde sesinde hiçbi değişiklik yok tertemiz.. Buarada şimdi farkına vardım, benim önereceğim şarkının sahibi bu amca değil, şimdi direkt bundan bahsedince önereceğim şarkının Garou'ya ait olduğu anlaşılıyor biraz.
Defalarca dinleyip henüz bıkmadığım şarkı The Editors 'e ait. The Racing Rats . Klibi güzel değil gerçi ben pek beğenmedim, şarkıya göre pek bi basit kalmış bence.
Bu yazıyı yazma fikri gece 3.30 - 4 gibi geldi aklıma, hatta uzun uzun yazacaklarımı düşündüm toparladım ama şimdi aklımda hiçbir şey yok. Pek sinir bozucu bir durum bu efendim.. Gidiyorum işte, bayram sonrası kalan çikolata,şeker neyim varsa yiyeyim.
1 Ekim sayısının kapağı güzeldi uykusuzun;
Fırat ; kesin içi yumuşaktan yemiş bilememiş, kırmızısı da var onun çünkü :p
Geçmiş bayramlarınızı da kutlarım, sevgili blog okuyucuları..
24 Eylül 2008 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

